Hindistan’ın Keşmir’deki Siyasi Yargılamaları ve Asiya Andrabi Kararı

Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) olarak, Hindistan hapishanelerinde hukuka aykırı biçimde alıkonulan Keşmirli siyasi tutsakların durumunu ve bilhassa Dukhtaran-e-Millat (Milletin Kızları) lideri 64 yaşındaki Asiya Andrabi hakkında verilen müebbet hapis kararını derin bir endişe ve esefle takip etmekteyiz. Aynı dava kapsamında, Andrabi’nin çalışma arkadaşları Nahida Nasreen ve Sofi Fehmeeda’nın da bugün Hindistan mahkemelerince ayrı ayrı 30 yıl hapis cezasına çarptırılması, bölgedeki hukuki garabetin ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir. Cammu ve Keşmir halkının, Birleşmiş Milletler (BM) güvencesi altındaki kendi kaderini tayin hakkı (self-determinasyon) çerçevesinde yürüttüğü meşru siyasi direnişin, Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) gibi muğlak metinler üzerinden sözde “terör” suçlamalarına konu edilmesi; Hindistan’ın BM Güvenlik Konseyi nezdinde bizzat üstlendiği uluslararası taahhütleri hukuken hükümsüz kılma gayretinin açık bir tezahürüdür.

On yıllardır süregelen işgal mekanizması, ağır savaş suçları teşkil eden eylemlerini geniş bir cezasızlık zırhı ardında fütursuzca sürdürmektedir. Bu bağlamda yasal çerçeveler; siyasi aktivistleri, ödüllü insan hakları savunucularını, avukatları ve diğer meslek profesyonellerini susturmanın yanı sıra, Hindistan yönetimindeki Cammu ve Keşmir’de uygulanan demografik mühendisliği ve yerleşimci şiddetini normalleştirmek amacıyla sistematik birer baskı aygıtı olarak araçsallaştırılmaktadır.

Son yıllarda hayata geçirilen yasal ve idari düzenlemeler, yerinden etme ve cebri baskı politikalarıyla birleştiğinde, bölgenin demografik ve siyasi karakterinin sistematik bir dönüşüme uğratıldığını şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kanıtlamaktadır. Söz konusu fiili durum yalnızca hukuk dışı bir alanda cereyan etmemekte; aksine, bizzat “hukuk” formunun, mülksüzleştirmeyi kurumsallaştırmak ve Keşmir’in varlığını yasal kılıflarla ortadan kaldırmak üzere yeniden kurgulandığını göstermektedir.

Kapsamlı yasal çerçeveler kisvesi altında dayatılan hukuki dayanaktan yoksun kararlar ve siyasi saiklerle kurulan hükümler, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku normlarını ağır biçimde ihlal etmektedir. Uzun süreli keyfi tutukluluk halleri, adil yargılanma hakkının rafa kaldırılması ve fiilen “doğal ölüme kadar hapis” anlamına gelen cezaların dayatılması; başta Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICCPR) olmak üzere, Hindistan’ın taraf olduğu uluslararası yükümlülükler ışığında acil bir uluslararası hukuki denetimi zaruri kılmaktadır.

Hindistan’ın, İsrail’in Filistin’deki işgal pratiklerini kopyalayarak Keşmir’de benzer bir “ana vatan” illüzyonu yaratma arzusu, uluslararası hukukun emredici kuralları karşısında asla meşruiyet kazanamaz. WOLAS olarak, yargı mekanizmasının siyasi bir silaha dönüştürülmesini ve bilhassa çatışma ortamlarında en dezavantajlı grubu oluşturan kadınlara yönelik bu orantısız ve haksız cezalandırma pratiklerini en güçlü ifadelerle kınamaktayız.

Bu minvalde, yaşanan ağır hak ihlallerinin uluslararası hukuki ve kurumsal mecralara taşınmasını tarihi ve hukuki bir zorunluluk olarak addediyoruz. Başta Birleşmiş Milletler insan hakları mekanizmaları, özel prosedürler ve sözleşme organları olmak üzere ilgili tüm uluslararası platformları ivedilikle harekete geçmeye çağırıyoruz. WOLAS olarak; Keşmirli siyasi tutsakların durumu ile işgal altındaki bölgeyi hedef alan geniş çaplı asimilasyon politikalarına karşı izleme, belgeleme ve proaktif hukuki girişim faaliyetlerini kesintisiz olarak yürütmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.