Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) olarak, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) mekanizması Dördüncü Döngüsü kapsamında Yunanistan’a yönelik izleme ve raporlama faaliyetlerimiz kapsamında hazırladığımız stratejik bildirimimizi resmi olarak sunduk. Başvurumuz, Batı Trakya Türk Müslüman Azınlığı’nın maruz kaldığı hak ihlallerine ilişkin durum tespiti yapmanın ötesinde; Yunanistan’ın uluslararası hukuktan, bilhassa Lozan Barış Antlaşması’nın amir hükümlerinden ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden neşet eden yükümlülüklerini sistematik biçimde yerine getirmediğini belgeleyen bir itiraz niteliği taşımaktadır. Yunanistan’ın önceki UPR döngülerinde kendisine sunulan tavsiyeleri uygulamadaki isteksizliğini ve “etkin uygulama” (effective implementation) hususundaki eksikliklerini raporumuzda somut verilerle ortaya koyarak, BM nezdinde uluslararası normlara uyum yönünde yeni ve caydırıcı bir baskı oluşturulmasını amaçlıyoruz.
Raporumuzun odağında; örgütlenme özgürlüğü, din özgürlüğü, vakıf yönetimi ve azınlık eğitimi olmak üzere dört temel alan bulunmaktadır. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2008 tarihli kararlarının ardından geçen on yedi yıla rağmen tam olarak icra edilmemesi ve azınlık derneklerinin “Türk” kimliği gerekçe gösterilerek hukuk dışı kısıtlamalara tabi tutulması, çalışmanın hukuki zeminini oluşturmaktadır. Din özgürlüğü bağlamında müftü seçimlerine yönelik devlet müdahalesi ve vakıf idarelerinin özerk yapısının gasp edilmesiyle derinleşen ihlal silsilesi, azınlığın dini ve sosyal otonomisine karşı yapısal bir tehdit oluşturmaktadır. Eğitim alanında ise azınlık okullarının sayısındaki keskin düşüşün basit bir idari tasarruf olmanın ötesinde, azınlık kimliğinin korunmasına yönelik toplumsal hafızayı hedefleyen sistematik bir aşındırma politikası olduğu gerçeğini uluslararası toplumun dikkatine sunuyoruz.
WOLAS olarak bu çalışmamızla, “Türk Müslüman” kimliğinin tanınmasına yönelik hukuki engellerin kaldırılması ve azınlık haklarının fiilen uygulanması noktasında yürütülecek savunuculuk faaliyetlerinin önemine dikkat çekiyoruz. Bu vesileyle Yunanistan üzerindeki denetim mekanizmalarını harekete geçirmenin yanında, Türkiye’deki ve dünyadaki uluslararası hukuk çevrelerine Batı Trakya’daki hukuki darboğaza ve çıkmaza odaklanmanın önemini vurguluyoruz. Yakın zamanda tam metnini kamuoyu ile paylaşacağımız rapor, hem ulusal hem de uluslararası karar alıcı makamlara resmi olarak iletilecek olup; Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak arayışına katkı sunmasını temenni ediyoruz. Hak ihlallerinin kanıksanmasına karşı uluslararası hukukun tüm imkânlarını kullanmaya devam edeceğimizi kararlılıkla beyan ederiz.